Bir süredir ölü olan film - dizi tanıtımı köşesini de yeniden hortlattığıma göre gözüm açık gitmem herhalde. Ülkemizde Senden Bana Kalan ismiyle uyarlanıp yeniden vizyona verilen bir filmdir. Benim kadar şu yeniden uyarlamalara karşı olan bir insan yoktur herhalde, sanki ülkede senaryo kıtlığı var da zaten hali hazırda yapılmış bir filmi yeniden yapıyorsun. Sırf bu inadım yüzünden A Moment to Remember filminin uyarlaması olan Evim Sensin filmini bile hala izlemedim. Çünkü biliyorum birebir aynısı olacak ve ben sinirleneceğim. Ama bir gün izleyeceğim, yakın bir zamanda olmasa da. Neyse bu filmin de Türk versiyonunu izlemedim henüz. Onu izlediğimde ayrıyeten fikirlerimi paylaşırım.
Bu filme gelecek olursa Hyun Bin, Hyun Bin, Hyun Bin diyorum. Zengin çocuğu imajının en çok yakıştığı aktördür. Fakir kıza aşık olmayı en iyi beceren aktör de kendisidir. Bu filmi izleyip de kafasındaki o Hyun Bin imajını bozmaması için Secret Garden'ı izlemeyen bir arkadaş vardı. (Ona buradan selam! :D) Ama sonunda izledi ve yine aşık oldu orası ayrı. :)))




Adı: A Millionaire's First Love
Yönetmen: Kim Tae Kyeon
Yazar: Kim Eun Sook & Kim Tae Kyeon
Yapımcı: Choi Keon Yong & Jin Hee Moon & Lee Joo Ik
Türü: Dram, Romantik
Süre: 116 Dakika
Yıl: 2006




Filmimiz Hyun Bin zibidiliği ve Lee Yeon Hee masumiyeti ile başlıyor. Oğlumuz lüks arabalar, lüks oteller ve karı kız içinde keyif sürerken kızımız canını dişine takıp çalışmaktadır. Bu ikisinin yolu nerede kesecek derseniz orası işte asıl mesele. Çocuğumuzun bir adet para babası bir büyükbabası vardır, tek mirasçı da kendisidir. Ama onca para ona kolayca verilmeyecektir. Vasiyete göre bir köye gidip büyükbabasının dediklerini harfiyen gerçekleştirmesi gerekmektedir. Yoksa mirastan kuruş alamayacaktır, para da hayır kurumlarına verilecektir. 
Oğlumuz para uğruna lüks yaşamını bırakıp ücra bir köşedeki bir köy okuluna yazılır. Kızımız da burada sevilen bir kızcağızdır. Önce kıza sinir olsa da, en büyük aşklar nefretle başlar ilkesine sadık kalarak kızın gözüne girmek için neler yapacaktır. Ama bu yere de bu kadar kolay alışmayacaktır tabi ki. Okuldan atılmak için elinden geleni ardına koymaz. Sınıfında yer alan hafif saf iri yarı bir çocuğu okuldan atılma umuduyla eşek sudan gelinceye kadar döver mesela. Ama şans ya bu çocuğun ailesi şikayetçi olmak bir yana bir de sofralar hazırlar bu zibidiye. Köy insanının samimiyetini burada çok hoş bir şekilde görüyoruz. Accık spoiler vermiş olsam da benim filmde en sevdiğim sahnedir burası. :D
Bu canını dişine takıp bulduğu her işte çalışan kızımızın tek derdi bu zibidi olmayacaktır. Kızımızın amansız bir hastalığı vardır. Yeşilçam kurallarına da uygun olarak 3 aylık ömrü kalmıştır. Bir de annesi terk etmiş zamanında tabi. Çifte ızdırap yaşatır bize senarist.
Kızımız bu hain hastalığı ellerinden kurtulabilecek midir? Zibidi oğlumuz bu fakir hayattan neler öğrenecektir? Gerçek aşkı, gerçek sevgiyi tadabilecekler midir? Köydeki okul hayatlarında ne gibi şebeklikler yaşayacaklardır?


"-Küçükken minik bir çocuk öptü mü hiç seni?
+Bilmem.
-Öpüşürken neden gözlerini kaparlar bilir misin? 
+Çünkü aşklarından gözleri kamaşır. 
-Gözlerimi kapattığım o kısacık zamanda bile seni özleyeceğim."

2 yorum Blogger 2 Facebook

  1. Ben bu filmde çok ağlamıştım... Çok güzel bir film kesinlikle, evim sensini izlesem de senden bana kalanı izlemeye gönlüm elvermedi...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hem de nasıl ağlama... İzlemek lazım aslında. Uyarlamanın nasıl olduğunu merak ediyorum. :)

      Sil

 
Cadı Kazanı © 2013. All Rights Reserved.
Top