Efendinin Güneşi... I Do, I Do dizisinden önce bile gözüme kestirmiştim bu diziyi lakin efendim bir itekleme, bir heves beklemekteydim. Ve sonunda o sebebi buldum. Bilmeyenleriniz vardır, ben iki aydır Tömer Korece kursuna gitmekteydim. Belli bir altyapım olduğundan Temel 4'ten başlamıştım ve geçtiğimiz cumartesi günü de sertifika sınavımız vardı. Bu görmüş olduğunuz şahıs artık bir Orta Seviye Korece öğrencisi ha bilesiniz. Neyse işte kendime söz vermiştim. Eğer sınavım güzel geçerse kendime bu diziyi hediye edeceğim diye. Sınavdan çıkar çıkmaz da koşarak başladım diziye.
E güzel geçti hacı! Hakkım! :D
Dizi ilk saniyeden, abartmıyorum "ilk saniyeden" bağladı beni kendine. Çünkü benim her zaman kendi kendime söylediğim bir şey vardı. Ben eğer ki olur da bir senaryo yazarsam ilk sahnesi korkunç yağmurlu ve şimşekli bir gecede geçecek diye. Ve diziyi bir açtım. Sanki kendi yazacağım ütopik senaryomun içine düşmüş gibi oldum. Nasıl yani ya anından sonra tamam dedim bu dizi benim dizim. Ben yazmasam da benim dizim... :D



Adı: The Master's Sun
 Yönetmen: Jin Hyuk
Yazar: Hong Jang Eun & Hong Mi Ran
Türü: Fantastik, Korku, Romantik, Komedi
Bölüm Sayısı: 17
Vizyon Tarihi: 7 Ağustos 2013
Şirket: SBS





Dizinin içeriğine girmeden önce beni can evimden vuran başka bir yönü ele almak isterim. Dizi müzikleri! O müzikleri açın, beni bağlayın bir koltuğa gık dersem ağzıma ağzıma kürekle vurun. O kadar sevdim ki, o kadar derine dokundu ki o sözler. Ah ahhh! Coffee House dizisinden beri ilk kez bir dizinin müziklerine bu kadar bağlandım. Özellikle Yoon Mi Rae'nin sesinden dinlediğimiz Touch Love şarkısı ve Hyorin'in o eşsiz yorumuyla Crazy of You şarkıları... Bu dizi yorumumda ayrı olarak trailer vermek yerine bu şarkılar için hazırlanmış küçük videoları koyuyorum. Keyifli seyirler! ^^

Yoon Mi Rae - Touch Love

Hyorin - Crazy of You


 Esas kızımız, güneşimiz, Tae Gong Shil karakteriyle karşımıza çıkan Gong Hyo Jin... Samimiyeti, saflığı yüzünden akan bir kızcağız. Hayran olmamak elde değil. Bu dizideki karakteri, gerek hal ve hareketleri gerekse de giyim kuşamıyla Pasta dizisinde oynadığı karakterle birebir aynı bulsam da elbette ki farklı yönleri de var. Neyse başlayalım karakterimizi anlatmaya... Kızımız çok çalışkan ve bir o kadar başarılı bir kızken geçirdiği bir kaza sonucu 3 sene komada kalmış ve uyandığında artık o eski o değildir. Artık hayaletleri görmektedir. Bunun yüzünden artık derslerine bile odaklanamaz ve üniversitesini yarım bırakır. Çatı katındaki küçük dairesinde her şeyden saklanarak yaşar. Ablası ve hayaletler dışında kimseyle de konuşmamaktadır. Bu yeteneği onun için bir lanet gibidir.

 Esas oğlumuz, efendimiz, Joo Joong Won karakterine can veren So Ji Seob... Bu yazımda yine 176253762 kez Seo Ji Seob dememeye özen göstereceğim söz. I'm Sorry I Love You dizisinden kalma gizli bir alışkanlığım var benim ne yazık ki. Ne yazık ki diyorum, çünkü bu adamı ne zaman görsem gözlerim doluyor. Şaka değil. Atıyorum herif film galasına katılıyor, aha benim radarlar tespit etti mi bu çocuğu başlıyor muslukları açmaya. Haydaaa! Ne alaka lan şimdi, ne ağlıyon? Sanırım Pavlov'un köpeği gibi şartlandım. Bu özelliğimi bu diziyle az da olsa kaybettim gibi aslında. Dizideki karaktere dönecek olursak, erkek karakteri de Secret Garden'daki Hyun Bin'e birebir benzetmekteyim. Karakterimiz, zengin bir iş adamının tek oğludur ve bir alışveriş merkezinin patronudur. Gençken kız arkadaşıyla birlikte fidyeciler tarafından kaçırılmış ve olayın sonunda kız arkadaşının göz göre göre ölümünü izlemiştir. Hala bu travmanın etkisindedir. Kızımızla yolları da bu ölüm nedeniyle daha bir kesişmekte zaten.


İkinci erkeğimiz ve benim bu yazıda Seo Ji Seob'u ihmal etme nedenim olan kişi, Kang Woo karakteriyle Seo In Guk... Daha yeni "oppacı" yazısı yazmışken aşkıma zincirler vurup fangirlüğümü biraz dizginleyip anlatayım bu karakteri size. Kang Woo, söz konusu alışveriş merkezinde güvenlik görevlisi şefi olarak yeni işe girer. Ayrıca da kızımızın çatı katını hatırlarsınız, o binaya da yeni taşınmıştır. Bu karakter çeşitli gizemler barındırmakla birlikte, ikinci erkek olduğundan el mecbur kızımızdan hoşlanacaktır. Seo In Guk'un dövüş sahnelerinde ağzım açık izledim çocuğu, gerçi gerçekten kendi miydi dublör mü oynadı bilmiyorum ama. Bir kez daha bir kez daha aşık oldum kendisine. Kendisini sevmeyen varsa, bu diziden önce Mamma Mia programına katıldığı bölümü izlemeli öncelikle. Şiddetle tavsiyemdir! :D




İkinci kızımız, küstah olduğu kadar güzel Tae Yi Ryeong karakteriyle gördüğümüz Kim Yoo Ri... Bu kızı ilk kez gördüm. Genelde yeni yüzlere alışmam uzun sürer ama bu kıza kanım ısındı. Dizimizdeki çatışma noktalarından biri olsa da kötü olmayı çok da beceremez aslında. Lisedeyken esas kızımızın sınıf arkadaşıdır ve hep onun gölgesi altında yaşamıştır. Bunun için ufaktan bir aşağılık kompleksi vardır. Bir de bir olay sonucu esas kızımız dolaylı yoldan bu kızımızın düğününün iptal olmasına neden olmuştur. Bu yüzden o eski nefret ateşi alevlenmiştir. Ayrıca bu kızımız yine aynı alışveriş merkezinin tanıtım mankenidir. Bu nedenle bu alışveriş merkezinde sık sık görmekteyiz kendisini de. E gider gelirken de ikinci erkeğimiz Kang Woo'ya da sırılsıklam tutulacaktır.

Karakterlerimiz tamam! Dizinin konusuna gelecek olursak... Esas kızımız hayaletler yüzünden rahat bir hayat yaşayamaz, hatta doya doya uyuyamaz bile. Ama tesadüfen karşılaştığı bir adama dokununca hayaletlerin kaybolduğunu keşfeder. Bu adam da tahmin edersiniz ki alışveriş merkezinin başkanıdır. Bu adama daha yakın olmak için çabalarken hayaletleri görebildiğini adama söyler ve zamanla adam da bu duruma inanır. Kızın bu özelliğini geçmişindeki olayı çözmek için kullanacaktır. Karşılığında da kızımız da efendisine dokunarak hayaletlerden uzak daha rahat bir hayat yaşamayı istemektedir.

Bu araştırma tabi ki bu kadar kuru kuru olmayacaktır. Bu serüvende bir çok hayaletle de tanışacaklardır, onların sorunlarını çözeceklerdir. Bu yeteneği sayesinde de bir çok olay çözülecektir. Kızımız ile zamanla hayaletleri gördüğüne inanan, bu dünyadaki tek sığınağı olan oğlumuz ile birbirlerinden hoşlanırlar. Ama hesaba katmadıkları o kadar çok şey vardır ki. Kızımız için hayaletleri görmesi bir lanet midir yoksa bir yetenek midir? Esas erkeğimiz geçmişinden gelen hayaletten nasıl kurtulacaktır? Kızımız aşık olduğu adamı kendi hayaletlerle dolu hayatına sürüklemekten pişman olacak mıdır? Yoksa tam tersi hem kendi acılarını dindirecek hem de esas oğlumuzun yaralarını mı saracaktır? Peki ikinci erkeğimiz esas kızımızın bu sırrını keşfedince ne yapacaktır? İkinci kızımız ikinci erkeğimizi kendine aşık edebilecek midir?
 Senaristin üslubu biraz bana Harry Potter'ın yazarı JK Rowling'in üslubunu hatırlattı. Hangi açıdan derseniz. Olay örgüsü çok zekice işlenmiş. Daha önceden gördüğünüz bir durumun sırrı başka bir bölümde çıkabiliyor mesela. Bu yönünü çok sevdim. İlk bölümleri yastığı yüzünüze bastıracak kadar korkabileceğiniz kapasitede olsa da bölümler geçtikçe bu durum biraz daha yumuşatılmış gibi. Türü korku kategorisinde sayılsa da zaman zaman bu korku öğeleri komedi öğeleriyle birlikte verilmektedir. O yüzden kahkaha atarken bir bakmışsınız tirtir titreyebilir ya da tam tersini yaşayabilirsiniz. Ama 10. bölümden sonra duruma öyle alışıyorsunuz ki bu da neymiş ya biz ne hayaletler, ne hortlaklar gördük gibi bir tavır takınıyorsunuz. Son bir kaç bölüm ağır kişisel gelişim barındırdığından biraz sıkabilir. Sanki o iki bölüm tek bölümde bitirilebilirmiş gibi geldi bana. Ayrıca yüzük ve kolye satmak için yazılmış bir dizi olduğunu da ne yazık ki söylemeliyim. Evet bu durum beni biraz rahatsız etse de dizinin sonunda "Ayyyy ben de o yüzüklerden ve kolyeden istiyorummm!" dedim inkar edemem. Ve ufaktan da arayışa çıktım. Nerden bulurum ben onları hacılar bir el atın.... :D

9 yorum Blogger 9 Facebook

  1. Bana da bir hatırlatma oldu bu yazı =) Çok beğenmiştim bende ^^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorum için teşekkürler... :)

      Sil
  2. Bu diziyi daha dun bitirdim ve hayran kaldimmm.bende daha ilk saniyesinden baglanmistim diziye.tamam artik burada duriyim diyorum ama dizi oyle bir ilerliyoki devam etmeen duramiyorum.hem aglatiyor hem gulduruyor (cok;))hem de sok ediyooooorr.yazini cok begendim blogun hep takibimde ;)))))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de diziyi 2-3 günde bitirmiştim. Bir bölüm daha bir bölüm daha derken kopamıyorsun bir türlü bu muhteşem diziden... :D Beğendiğine sevdindim. Teşekkürler! ^_^

      Sil
  3. Benimde severek izlediğim dizilerden.
    Gerçi son 2 bölümünde duygusal anlamda fazla gel git yaşandı ama olsun güzel bitti ya buna şükür :)
    Benim en sevdiğim OST bu dinlemenizi tavsiye ederim. http://www.youtube.com/watch?v=CTsfD0CtsUg
    Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet son bölümler gereğinden fazla duygusal hezeyan vardı, olmasaymış da olurmuş. Ama her bölümü ayrı güzeldi yine de... :)))
      Yalnız o şarkı Lucy Woodward'ın What's Good For Me şarkısı diye biliyorum. Yani dizinin kendi müziği değil de diziye klip yapıp arka plana o şarkıyı koymuşlar gibi.

      Sil
  4. Evet doğru :) Ben o kadar bütünleştirdim ki benim için OST olmuş :)

    YanıtlaSil
  5. biraz geç bir yorum olucak ama ardığın yüzük born pretty store da var ve bende aldım benim bloguma da gelirsen yüzük ve fiyatı ile ilgili bir post da var.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şimdi yazına da baktım da. Senin siparişlerin geldi mi ya da ne kadar bir sürede geldi? Ayrıca kapıda ödeme gibi bir ihtimal yok değil mi?

      Sil

 
Cadı Kazanı © 2013. All Rights Reserved.
Top