Evet mezuniyet tezimde kullandığım kaynakları sizlere de tanıtmak istedim ve ilk durağım bu kitap oldu...

Kore Savaşı’na katılmış Gazi Faruk Pekerol’un anılarından derlenmiş Bülent Ruscuklu’nun yazdığı Kore Savaşı kitabı... Ne yazık ki Kore Savaşı Gazimiz Faruk Pekerol, yıllarca anılarını yazmış, ancak bu kitabın yayınlandığını görememiş. 21 Aralık 1990 yılında girdiği beyin kanamasının ardından iki ay süren bitkisel hayattan sonra vefat etmiş. Eşi Gülşen Pekerol ise bu anıları Bülent Ruscuklu’ya vererek bu kitabın çıkmasına vesile olmuş.

 Her ne kadar mezuniyet tezimde çok yararlandığım bir kitap olsa da çok önceden okuduğum bir kitaptı. Ancak mezuniyet tezim için bir kez daha elime alıp bir kez daha sıkılmadan okudum. Tezimi yazarken başucu kitabım gibi olmuştu bu kitap. Kore Savaşı’nı hem Faruk Pekerol’un anılarıyla anlatırken hem de bir taraftan objektif gözle, kaynaklara dayandırarak anlatıyor. Anılar, önemli tarihi gelişmelerin olduğu yerde kesilip, o sırada diplomatik alanda neler olduğu ya da savaşın genel seyri anlatılıyor. Bu da gazimizin anılarını anlamamıza çok yardımcı oluyor.

“Türkler sürekli savaşarak ve arkadaşlarını savaş alanından taşıyarak geri çekilmeyi başarmışlardır.
Kore Savaşı, kısmen gerçek kazananın olmaması nedeniyle ‘Unutulan Savaş’ olarak anılsa da, Türk Tugayı’nın savaş yeteneği hiçbir zaman unutulmamıştır. (Korean War) Tall Armenian Tale” 
(Bülent Ruscuklu - Kore Savaşı / Unutulan Savaş ve Gazi Faruk Pekerol'un Anıları)

(Faruk Pekerol)

Unutulan Savaş Kore Savaşı’nın artıları, eksileri, eksiklikleri... Her yönünü bu kitapta bulabilirsiniz. Kitabı okurken bazen gülerken, bazen de benim gibi içli içli ağlayabilirsiniz. Gitmemiz bu denli önemli miydi ya da savaşın getirdikleri götürdüklerine üstün gelir mi orası tartışılır. Ama bir gerçek var ki Kore Savaşı’nın tartışmasız en parlak yıldızı Türk askeridir!

 
(O pembe çıkartmalar, kitaptan tezim için aldığım alıntılar... O kadar emek verdim ki hala çıkarmaya kıyamadım. ^^ )

"Onlar Türk askeriydiler.

Onlara karşılarındaki askerlerin düşman olduğu söylenmişti.

Çok uzaklarda ve çoğunun ismini dahi belki de ilk defa duydukları bir ülkedeydiler.

Öyle olsa da, ülkenin menfaati için, düşman olarak gösterilen askerlerle çarpışacaklardı.

Ülkenin siyasi geleceği, onların göstereceği kahramanlığa bağlıydı.

Onlara öyle anlatılmıştı.

Süngüleriyle her zaman vatanı savunmuştu onlar. Bu doğaldı çünkü vatan için vardılar.



Siyasilerin işin kolayına kaçtığı, toplantı salonlarında yapmaları gereken mücadeleyi, askerlerin süngülerinin ucuna havale ettiği düşünülebilirdi

Türk evladının bilmediğimiz bir ülkede, ideolojik savaş uğruna ölmesinin ne kadar anlamsız ve bizim olmayan savaşa Mehmetçiği göndermenin kabul edilemeyecek bir siyaset olduğu söylenerek, kolay bir muhalefet yoluyla halkın desteği alınabilirdi.

Ancak muhalefet sadece şekil yönünden karşı çıkarak, iktidarı destekledi.

Savaşın en kanlı günleri yaşanırken, ülke arzuladığını aldı ve NATO’ya girerek, kırk yıl sürecek Soğuk Savaş dönemini, düşmanın sıcak nefesini ensesinde hissetmeden geçirebildi.

Dış politikanın, çıkarcı iç politikaya alet edilemeyeceğini biliyordu o zamanki siyasetçiler.

Sonuçta , Onlar kahramanca mücadele ettiler, Kore’de savaştılar, öldüler.

Ve başardılar."


Son olarak da şunu ekleyeyim: Savaşlarda tek kazanan silah tüccarlarıdır!

2 yorum Blogger 2 Facebook

 
Cadı Kazanı © 2013. All Rights Reserved.
Top