Filmimizi izlemem benim için de sürpriz oldu aslında. Instagram'da sorduğum "Aklınıza ilk gelen Kore filmi nedir?" sorusuna ilk gelen film olduğu için sözümü tutarak izledim hemen zaman kaybetmeden. Aslında afişten ve kısaca konusuna bakınca korku filmi zannetmiştim ama sadece biraz gerilim barındırıyormuş o kadar. Bir ya da iki sahne dışımda beni yerimden hoplatacak başka bir durum olmadı. Ama bitmek de bilmedi şahsımca.



Oyuncular tanınmışlar tanışmış olmasına ama derinlemesine incelersek bana nedense çok bilindik oyuncular seçmedikleri için risk almışlar gibi hissettirdi. Kim Yoo Jung dışında hepsi gözümüm bir yerden ısırdığı ya da iyi oyuncu olduğunu bildiğim ama adını bilmediğim isimlerdi. Sanki figüranlar ve yan rollerden bir kadro oluşturmuşlar bütçe dahilinde gibi. 


Adı: The 8th Night

Yazar: Kim Tae-hyoung

Yönetmen: Kim Tae-hyoung

Yapımcı: Hyun Kwang Seo

Tür: Gizem, Doğaüstü

Süre: 115 dk.

Şirket: Netflix, Little Big Pictures

Yıl: 2021



Konusu budizmdeki bir efsaneyle temellendirilmiş ve çokça budist sembollerle köpürtülmüş. Başta 2500 yıl önce geçen bu korkunç efsaneyi Hintli birine seslendirmeleri akıllıca olmuş. Ama kazı çalışması  ve efsaneye konu olan şeytani gözlerin bulunması ve hatta bunların hayata geçirilmeleri çok amatörce olmuş. Konu çok güzel tamam ama sanki o kısma biraz daha emek harcanabilirmiş. 


Efsanemize göre korkunç bir canavar varmış ve bunun siyah ve kırmızı iki adet gözü varmış. Canavarın bir gözü batıda uzak bir çölün ortasına gömülmüş. Bir diğeri de Kore'de bir dağın tepesine kurulmuş bir keşiş manastırınca saklanmaktadır. Bu gözlerin ne olursa olsun bir araya gelmemesi gerekmektedir. Ama bu konuya takıntılı bir profesör bir gün çöle saklanan kırmızı gözü bulur. Ama kırmızı gözün ritüellerle cana gelmesi yıllar aonra olacaktır. Keşfettiği antik buluntunun sahte olduğu iddia edilince kibrine yenik düşer. Daha önce intihara kalkışan insanlarla kurduğu bir topluluktan birer tüp kan örneği toplamıştır ve bu kanları ritüelde kullanacaktır.



Daha sonra anlayacağız ki bu kanların sahipleri,  aslında bu kırmızı gözün cana geldikten sonra 8 gün boyunca her gün başka bir insanın bedenini merdiven olarak kullanacağı insanları temsil ediyormuş, bizatihi onlar olacaktır. Kırmızı göz her defasında bir sonraki bedene geçerken bir öncekini çürümüş bir vaziyette bırakacaktır. Bu da polis ve dedektifleri ortak cesetleri tek bir vakada toplamaya itecektir. Olayın peşindeki dedektif ise sürekli her şeyi yanlış anlayıp işleri berbat edecektir.



Çünkü pek tabi ki başrolümüzdeki eskiden keşiş olan amca kırmızı gözü son merdivene gelmeden ve siyah gözü bulmadan öldürme görevini üstlenmiştir. Yanındaki yeni yetme gencecik keşiş ile gizemlerle dolu bir maceradayken söz konusu dedektif de bizim cengaver amcadan süphelenecek ve bir avuç inciri berbat edecektir.



Efsanemizdeki son merdiven olan "bakire şaman" detayı ise aslında basit düşünen insanlar için sürpriz olmayacak bir sondu. Kırmızı göz kolaylıkla merdivenleri üçer beşer geçerken son merdivende olaylar aydınlanacak ve yapılması gereken fedakarlıklar pişmanlık olmadan yapılacaktır. Zaman zaman mantık hatası barındırdığını düşündüğüm, bence başarısız bir gerilim filmi olmuş. Herkesin korktuğu tek sahne ise alttaki liseli abladan ibarettir.


Next
This is the most recent post.
Previous
Önceki Kayıt

0 yorum Blogger 0 Facebook

Yorum Gönder

 
Cadı Kazanı © 2013. All Rights Reserved.
Top