Bu yazı benim ilk mekan yazım olacak. E haliyle heyecanlıyım azıcık. Aslında kafeye giderken beni kafeye götüren arkadaşım (Nisa ^^) düşürdü aklıma bu fikri. Dedi blogda yazarsın sen bunu beni de söylersin artık diye. Ayrıca kendisi benim Cafe Bunka'daki sponsorum da olmuştur. Nisa okuyor musun? :D


Neyse işte önce bir yemek yiyelim diye Burger King'e girmişiz. Aman girmez olaydık. Pis bir koku, çalışanlar desen mahkeme duvarı, tuvalet desen çöplükten beter. Elimi yıkamaya gidip daha kirlenmiş hissettim kendimi o derece. İşte Amerika'nın köpeği olup açlık uğruna böyle bir muameleye maruz kaldıktan sonra dedik tatlılarımızı yemeğe Japon Kafesi olan Cafe Bunka'ya gidebiliriz.


Yeri çok kolay aslında. Taksim Meydanı'nın bitişiğindeki Fransız Konsolosluğunun arka sokağından girerseniz hemen o şirin Japon tasarımına rastlıyorsunuz. Önce bir kapı neresi yahu, burası pencere mi acep ikileminden sonra kapıyı sağ salim bulabildik. Malumunuz çok alışık değiliz Japon yapılarına. 


Böyle en sürgülüsünden açtık kapıyı, daldık içeri. İçeri girince sanki farklı bir boyuta geçmiş gibi oluyorsunuz. Tabi ki İstanbul'un etkileriyle yer yer nazar boncukları görebilmeniz de mümkün. :) Hemen köşe bir masaya geçtik. Aslında ayakkabısız olarak girilen, yerde oturulan masalar da vardı. Ama o sırada o kısım dolu olduğu için dedik masaya oturalım.


Ben hemen bıraktım siparişi falan fotoğraf çekmeye başladım. Mekanda çalan geleneksel dinlendirici Japon müzikleri eşliğinde benim "Lağğğğn çooğk cizelll la burağğğ!" nidalarım da havaya karıştı. Japon dizilerinde gördüğümüz minimal evleri anımsattı bana. Çok büyük sayılmazdı, ama derli toplu, şirin mi şirindi. Ayrıca mekanda suşi hakkında, çay seremonisi vb. hakkında bakabileceğiniz güzel kitaplar da mevcuttu.


Bir iki selca falan da çektik derken menülerimiz geldi. Menüde çok fazla seçenek yoktu ama, şöyle bir piyasa yoklaması yaptım. Denilene göre yemekleri az ama özmüş, gayet lezzetliymiş. Biz menünün daha çok tatlı kısmıyla ilgileniyorduk. Arkadaşla paylaşmak üzere bir tabak yeşil çaylı kızarmış dondurma, bir tabak da yeşil çaylı kek sipariş ettik. Siparişler gelmeden önce ellerimizi temizlemek için sıcak havlu geldi. Bu detay ikimizin de çok hoşuna gitti. Malum hijyen yoksunu bir yerde yemek yedikten sonra tatlılarda böyle bir durumla karşılaşınca haliyle ufaktan mutlu oldum.


Ancak kısıtlı bir zamanım vardı, kursa yetişmeliydim ve siparişler bir türlü gelemedi. Geç olsa da siparişler geldi sonunda. Tam bir puan kırıyordum ki garson makinenin bozuk olduğunu, dolayısıyla siparişimizin geciktiğini söyleyip özür dileyince vazgeçtim. Tatlılarımız cidden çok lezzetliydi. Yedik de yedik. Derken benim kurs saatim geldi çattı ve gitmek zorunda kaldım. 


Ama kapıdan çıkarken bile ayaklarım geri geri gitti. En yakın zamanda, boş bir günümde gidip saatlerce oturmak isterim. Huzur verici bir yer gerçekten. ^^


9 yorum Blogger 9 Facebook

  1. çalışanlar bile onayını aldığına göre gerçekten güzel bir yer olmalı ne söylüyorum ki ben cadı kazanı boşuna mı kaynıyo mutlaka güzeldir de cidden sürgülü müydü kapı oyy en çok görmek istediğim şeylerden biri ya bizim niye sürgülü kapımız yok ki?
    vee burger kinge de biraz haksızlık etmişsin sanki gerçi genele alırsak doğru ama bizim gittiğimizde çok fazla güleryüzlü insan var belki taksimdekiler çok çalşıyolardır :(

    aa unutmadan o towllar havlu mu onları çikolata falan sanmıştım sıcak havlu detayını cidden görmek isterdim .Mutlaka bi gün gitmeliyim çooook kıskandım seni :( Yine de ayaklarına sağlık iyi ki gezip gördüklerini paylaşmışsın bizimle:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Normalde ben de Burger King çalışanlarıyla empati kurarım onları kırmamaya özen gösteririm falan ama, bu seferki bir başkaydı, müşterileri terslemeler falan, yemek yemeğe mi gittik dayak yemeğe mi anlamadık. :/
      Neyse ya ama kafe cidden çok hoştu. Cidden mutlaka bir sefer de olsa gitmek gerekir... :)
      Teşekkürler yorumun için... ^^

      Sil
  2. Ellerine sağlık Sinemcim! (^-^)v İlk gezi yazın hayırlı, uğurlu olsun! Devamını da bekliyorum :)) *o neydi gızzzz* :D

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Tabi ki Nisacım. Bu yazıya vesile olduğun için de ayrı teşekkürler bacım! ^^

      Sil
  3. Böyle yerlerin resimlerini gördükçe İstanbul da yaşamıyorum diye isyan ediyorum! :(

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bir gün İstanbul'a yolun düşerse hiç çekinmeden bana bir mesaj atabilirsin, seni de götürürüm. :)

      Sil
  4. Üzüldüğün şeye bak! Ben İstanbul'da yaşıyorum da ne oluyo?
    Keşke Ankara, Bursa ya da Eskişehir gibi bi yerde falan yaşasaydım
    diğerlerini bilmem ama ben dahil 3 kızları var 3ünün de turşusunu mu kurcaklar ne! ''oraya gitmeyin kalabalık burayı gezmeyin tenha '' bazen deli ediyolar bizimkiler,ne istanbulmuş beee

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. O kadar iyi anlıyorum ki seni, tek kızım ve benim üstümdeki baskı da çok tatsız. Ama en azından bu tarz yerlere gitmem çok sorun olmuyor. :)

      Sil
  5. Fiyatları nasıldı acaba? :))

    YanıtlayınSil

 
Cadı Kazanı © 2013. All Rights Reserved.
Top